X
    Categories: Çeşme

Trans Lara’nın 20 Yıl Sonra Çeşme Sokağında

çeşme

Bazı sokakları unutmazsın. Adını unutursun belki, köşedeki bakkalın tabelasının rengini de… Ama oradan bir akşamüstü nasıl geçtiğini, kaldırımın hangi tarafında yürüdüğünü, hatta bazen havanın kokusunu bile hatırlarsın. Lara için Çeşme tam olarak böyle bir yerdi.

Aradan yirmi yıl geçmişti.

“Yirmi yıl” derken söylemesi kolay tabii. İki kelime. Oysa içine kaç ev, kaç telefon numarası, kaç arkadaşlık, biraz kırgınlık, bolca kahkaha ve insanın sonradan “Ben bunu niye bu kadar kafaya takmışım?” dediği onlarca mesele sığıyor.

Lara bütün bu zamanın ardından bir eylül sabahı yeniden Çeşme’ye geldiğinde ilk yaptığı şey telefonunu cebine koymak oldu. Navigasyonu açmadı. Eski sokağı kendi hafızasıyla bulmak istiyordu.

“Kaybolursam kaybolurum,” dedi.

Zaten biraz da bunun için gelmişti.

Her Şey Eski Bir Fotoğrafla Başladı

Lara’nın yıllar sonra yeniden Çeşme’ye gitme fikri aslında büyük bir plan değildi. Bir pazar günü evde dolapları karıştırırken eski bir kutu bulmuştu. Kutunun içinde artık kullanılmayan telefon şarjları, birkaç konser bileti, nereden geldiği belli olmayan anahtarlar ve eski fotoğraflar vardı.

İnsan böyle kutuları açınca temizlik yapamıyor zaten. “Şunları atayım” diye başlıyorsun, iki saat sonra yerde oturmuş 2004 yılında kiminle neden küstüğünü düşünüyorsun.

Fotoğraflardan birinde Lara, Çeşme’de dar bir sokağın girişinde duruyordu. Üzerinde o yılların modasına uygun, bugün görse muhtemelen “Bunu gerçekten giymiş miyim?” diyeceği bir kombin vardı.

Fotoğrafın arkasında yalnızca bir tarih yazıyordu:

“Eylül 2006 – Bir gün buraya tekrar geleceğim.”

Lara önce güldü.

Sonra fotoğrafı masanın üzerine bıraktı.

Akşam yeniden baktı.

İki gün sonra da Çeşme için küçük bir çanta hazırlıyordu.

Çeşme’ye Dönmek Başka, Hatırladığın Yere Dönmek Başka

Otobüsten indiğinde Lara’nın ilk fark ettiği şey, zihnindeki Çeşme ile karşısındaki yerin aynı olmadığıydı. Aslında bunun böyle olacağını biliyordu. Yirmi yılda bir insan bile baştan aşağı değişiyor, koskoca bir yer neden aynı kalsın?

Yeni dükkânlar vardı. Bazı binalar gitmiş, yerlerine başka yapılar gelmişti. Eskiden boş olduğunu hatırladığı birkaç noktada şimdi hareketli işletmeler bulunuyordu.

Ama garip olan şuydu: Değişen her şeyin arasında değişmeyen küçücük ayrıntılar vardı.

Bir duvarın köşesi.

Bir binanın balkonu.

Sokağın denize doğru yaptığı hafif eğim.

Bazen hafıza büyük şeyleri değil, tam da bunları saklıyor.

Lara’nın ilk fark ettikleri:
  • Eski dükkânların çoğunun değişmiş olması,
  • bazı sokakların hatırladığından daha küçük görünmesi,
  • yıllardır unuttuğunu düşündüğü köşeleri bir anda tanıması,
  • ve en garibi, yirmi yıl önce yürüdüğü yolu hâlâ hatırlaması.

Lara bir süre yürüdü. Acele etmiyordu. Zaten yapılacaklar listesi de yoktu. Bir müze gezmeye, belirli bir restorana gitmeye veya sosyal medya için on tane fotoğraf çekmeye gelmemişti.

Tek bir sokak arıyordu.

“Burası Daha Büyük Değil miydi?”

Eski sokağı bulduğunda ilk söylediği cümle bu oldu.

“Burası daha büyük değil miydi?”

Kendi kendine söyledi, sonra güldü.

Çocukken gittiğimiz okul bahçesini yıllar sonra gördüğümüzde yaşadığımız duyguya benziyordu. İnsan mekânların küçüldüğünü düşünüyor. Oysa küçülen sokak değil. Bizim dünyaya baktığımız ölçek değişiyor.

Lara yavaşladı.

Fotoğraftaki binayı aradı. Önce bulamadı. Bir kez sokağın sonuna kadar yürüdü, geri döndü. Sonra eski fotoğrafı telefonundan açtı.

Fotoğraftaki balkon demirlerine baktı.

Başını kaldırdı.

“Yok artık…” dedi.

Bina hâlâ oradaydı.

Yirmi Yıl Önceki Balkon

Bina değişmişti elbette. Boyası farklıydı. Alt kattaki dükkân tamamen yenilenmişti. Eski tabeladan eser yoktu. Ama ikinci kattaki balkon demirleri aynı görünüyordu.

Lara sokağın karşısına geçti.

Telefonundaki eski fotoğrafla karşısındaki binaya birkaç kez baktı.

Bir an için iki görüntü üst üste geldi sanki.

2006’daki Lara ile bugünkü Lara aynı kaldırımda duruyordu.

İnsan geçmişi düşündüğünde genellikle kendisini bugünkü haliyle hatırlıyor. Oysa eski fotoğraflar acımasız. Saç başka, bakış başka, kıyafet başka. Hayattan beklenenler bile başka.

Lara fotoğrafa bakıp şöyle dedi:

“Bu kızın başına geleceklerin yarısını söylesem bana inanmazdı.”

Sonra biraz düşündü.

“İyi ki de inanmazdı,” diye ekledi.

Trans Lara İçin Yirmi Yıl Sadece Takvim Değildi

Lara’nın hayatında bu yirmi yıl sıradan bir zaman aralığı değildi. Gençliğinde kendisini anlatmak bugünkü kadar kolay gelmiyordu. İnsanların ne söyleyeceğini fazla düşünüyor, bazen söylemek istediği bir cümleyi kafasında on kez prova ediyordu.

“Eskiden bir yere girerken önce ortamı kontrol ederdim,” diye anlatıyor Lara. “Kim var, bana nasıl bakacaklar, rahat edecek miyim… Bunların hepsini birkaç saniyede düşünürdüm.”

Bugün tamamen kaygısız olduğunu söylemiyor. Zaten hayat öyle bir şey değil. Fakat artık başka insanların düşüncelerinin kendi hayatındaki ağırlığını azaltmayı öğrendiğini söylüyor.

Bu değişim bir gecede olmadı.

Biraz zaman.

Biraz deneyim.

Biraz yanlış insanlar.

Biraz doğru insanlar.

Ve insanın bir noktadan sonra kendisine “Ben ne istiyorum?” diye sormayı öğrenmesi.

Sokağın Köşesindeki Beklenmedik Karşılaşma

Lara binaya bakarken arkasından bir ses geldi.

“Birini mi arıyorsunuz?”

Döndüğünde elinde küçük bir poşet taşıyan yaşlı bir kadın gördü. Lara önce “Hayır” diyecekti ama sonra telefonundaki eski fotoğrafı gösterdi.

“Aslında burayı arıyordum,” dedi. “Yirmi yıl önce burada kalmıştım.”

Kadın fotoğrafa dikkatlice baktı.

Sonra binaya baktı.

Tekrar fotoğrafa baktı.

“Alt katta eskiden küçük bir yer vardı, değil mi?” diye sordu.

Lara’nın gözleri büyüdü.

“Evet!”

İşte bazen hafızanın açılması için tek bir cümle yetiyor.

Lara o dükkânı tamamen unutmuştu.

Unutulan Bir Ayrıntı Geri Geldi

Kadın yıllardır aynı çevrede yaşadığını anlattı. Eski işletmenin sahiplerini hatırlıyordu. Kimlerin taşındığını, hangi binanın yenilendiğini, sokağın zaman içerisinde nasıl değiştiğini birkaç dakika içinde özetledi.

Lara dinlerken bir anda yirmi yıl önceki başka ayrıntıları hatırlamaya başladı.

  • Sabahları aşağıdan gelen sandalye seslerini,
  • köşede sürekli duran eski bir motosikleti,
  • akşam saatlerinde açık bırakılan pencereyi,
  • ve o dönem neredeyse her gün geçtiği küçük yolu.

İlginç olan şu ki bunların hiçbirini Çeşme’ye gelirken hatırlamıyordu.

Hepsi oradaydı ama hafızanın bir yerinde kapalı bir çekmecede duruyordu sanki.

Eski Lara ile Bugünkü Lara Aynı Masada

Sokaktan ayrıldıktan sonra Lara yakınlarda sakin bir yere oturdu. Kahve söyledi. Telefonunu masaya bıraktı ve eski fotoğrafı yeniden açtı.

Bu kez fotoğraftaki kıyafetlerine gülmedi.

Daha çok yüzüne baktı.

“O zaman çok acelem vardı,” dedi.

Neye?

“Her şeye.”

Bir an önce hayatını düzene sokmak istiyormuş. Bir an önce doğru insanlarla tanışmak, doğru işi bulmak, doğru şehirde yaşamak… Sanki hayatın görünmez bir son teslim tarihi varmış gibi.

Bugünkü Lara buna biraz gülüyor.

Çünkü yirmi yıl sonra öğrendiği şeylerden biri şu olmuş: Bazı cevaplar acele edince gelmiyor.

Lara’nın kendine notu:

“Yirmi yaşındaki halime bir şey söyleyebilseydim, her şeyi hemen çözmeye çalışma derdim. Bazı şeylerin oturması gerçekten zaman alıyor. Ve evet, şu saç modelini de bir daha yaptırma.”

Son cümleyi söylerken kahkaha atıyor.

Hikâye biraz duygusallaştı diye Lara’nın mizahı kaybolmuş değil.

Çeşme Değişmişti, Lara da Öyle

Öğleden sonra yeniden yürümeye başladı. Bu kez eski yerleri bulmaya çalışmıyordu. Önüne çıkan sokaklara giriyor, bazen denize doğru yürüyor, bazen bir vitrinin önünde duruyordu.

Sabahki “geçmişi bulma” isteği yavaş yavaş kaybolmuştu.

Çünkü aslında geçmiş hâlâ oradaydı ama aynısını yeniden yaşamak mümkün değildi.

Belki güzel olan da buydu.

Eski bir sokağın aynı kalmasını beklemek, yirmi yıl önceki halimizin hiç değişmemesini beklemek kadar garip olurdu.

Lara bunu fark ettiğinde rahatladığını söylüyor.

“Galiba ben buraya eski Çeşme’yi bulmaya gelmişim,” dedi. “Sonra düşündüm; bulsam ne yapacağım ki?”

Bir Fotoğraf Daha, Ama Bu Kez Aynı Poz Değil

Akşamüstü Lara yeniden o sokağa döndü.

Bu kez amacı eski fotoğrafın yenisini çekmekti.

Önce aynı noktayı bulmaya çalıştı. Telefonu bir yere dayadı, zamanlayıcıyı açtı. Eski fotoğraftaki gibi durmayı denedi.

Olmadı.

Bir daha denedi.

Yine olmadı.

Sonunda vazgeçip kendi doğal haliyle durdu.

Fotoğrafı çekti.

Sonra iki kareyi yan yana koydu.

Yirmi yıl arayla aynı sokak, aynı kişi.

Ama aslında hiçbir şey aynı değildi.

“Eski fotoğrafı tekrar çekmeye çalıştım ama aynı pozu veremedim. Sonra fark ettim; zaten aynı kişi gibi görünmeye çalışmanın ne anlamı var?”

Bazı Dönüşler Geçmiş İçin Değil

Lara’nın Çeşme’ye yaptığı bu küçük yolculuğun sonunda büyük bir hayat dersi çıkarmak şart değil. Bazen bir insan yalnızca eski bir sokağı merak eder ve gider bakar.

Ama bazı yerler insanın içinde düşündüğünden daha fazla şey saklıyor.

Bir balkon.

Eski bir dükkân.

Bir yabancının söylediği tek cümle.

Ve yıllardır hatırlamadığın bir sabah sesi.

Hepsi bir araya geldiğinde insan yalnızca bir şehri değil, eski halini de ziyaret etmiş oluyor.

Trans Lara’nın Çeşme’den Ayrılırken Aklında Kalanlar

Dönüş vakti geldiğinde Lara’nın yanında aldığı yeni bir eşya yoktu. Zaten alışveriş yapmak için gelmemişti. Telefonunda birkaç fotoğraf, cebinde otobüs bileti ve kafasında yeniden açılmış bir sürü eski anı vardı.

Yolculuk boyunca ne düşündüğünü sorduğumuzda kısa bir liste yaptı:

  1. Hatırladığımız yerler gerçekte olduğundan daha büyük olabiliyor.
  2. Bazı anıları tamamen unuttuğumuzu sanıyoruz ama küçük bir ayrıntı hepsini geri getirebiliyor.
  3. Yirmi yıl uzun bir süre, fakat bazen tek bir sokakta birkaç dakikaya sığabiliyor.
  4. Eski halimizle dalga geçmek kolay, onu anlamaya çalışmak biraz daha zor.
  5. Ve evet, eski fotoğrafları kesinlikle atmamak gerekiyor.

Son maddeyi özellikle vurguluyor.

“Ama bazı saç modellerini saklamasak da olurmuş,” diye ekliyor.

20 Yıl Sonra Aynı Sokaktan Geçmek

Trans Lara’nın Çeşme’deki bir sokağa yirmi yıl sonra yaptığı ziyaret büyük planlarla başlamadı. Eski bir kutudan çıkan fotoğraf, arkasına yazılmış küçücük bir not ve biraz merak… Hepsi buydu.

Fakat gün bittiğinde o fotoğraf artık yalnızca geçmişten kalmış bir kare değildi. Yanında yeni bir fotoğraf vardı.

2006’daki Lara bir gün geri geleceğini yazmıştı.

2026’daki Lara geldi.

Eski sokağı buldu, biraz baktı, biraz güldü, bazı şeyleri yeniden hatırladı. Sonra yoluna devam etti.

Belki hikâyenin en güzel tarafı da tam olarak burada. İnsan bazen geçmişe dönüyor ama orada kalmak için değil. Sadece ne kadar yol geldiğini görmek için.

izmirtravesti_qmajo8:
Related Post